KARAR BİLGİ FORMU

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ
Kararı Veren Birim
İkinci Bölüm
Karar Türü (BasvuruSonucu)
Kabul Edilemezlik vd.
Künye
Künye
Başvuru Adı
VOLKAN RAMAZAN ÖZKARA
Başvuru No
14487
Başvuru Tarihi
8/3/2021
Karar Tarihi
14/2/2024
Resmi Gazete Tarihi
II. BAŞVURU KONUSU
Başvuru, trafik kazası sonucunda açılan manevi tazminat davasının zamanaşımı gerekçe gösterilerek reddedilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
III. İNCELEME SONUÇLARI
Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Maddi ve manevi varlığın korunması hakkı Fiziksel ve ruhsal bütünlük (şiddet, kazalar vs) Süre Aşımı
IV. İLGİLİ HUKUK

KARAR

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

VOLKAN RAMAZAN ÖZKARA BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/14487)

 

Karar Tarihi: 14/2/2024

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

M. Emin KUZ

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Kübra KAYA

Başvurucu

:

Volkan Ramazan ÖZKARA

Vekili

:

Av. Rahmi GÖKDUMAN

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; trafik kazası sonucunda açılan manevi tazminat davasının zamanaşımı gerekçe gösterilerek reddedilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu 30/6/2002 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu malul olduğu iddiasıyla 27/11/2015 tarihinde İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) manevi tazminat davası açmıştır. Mahkeme 26/10/2017 tarihinde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca haksız fiil hâlinde iki ve on yıllık zamanaşımı sürelerinin bulunduğuna işaret edilmiştir. Bununla birlikte somut olayda haksız fiilin aynı zamanda taksirle yaralama suçunu oluşturması nedeniyle 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen ceza zamanaşımı süresi dikkate alınmıştır. Bu kapsamda zamanaşımı süresinin 2/7/2007 tarihinde dolduğuna, davanın bu tarihten sonra açılması nedeniyle reddi gerektiğine işaret edilmiştir.

3. Başvurucu, anılan karara karşı 25/12/2018 tarihinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesine (Daire) istinaf başvurusunda bulunmuştur. Başvurucu istinaf dilekçesinde; maluliyet halinde zamanaşımı süresinin zararın tam olarak öğrenildiği tarihte başlaması gerektiğine ilişkin Yargıtay içtihatları bulunduğunu ifade etmiş, kendi maluliyet oranının 2013-2014 yıllarında tespit edilmesi karşısında 2015 yılında açtığı davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

4. Daire, 7/2/2019 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; somut olayda haksız fiilin aynı zamanda taksirle yaralama suçunu oluşturması nedeniyle davanın 765 sayılı Kanun'un 102. maddesinin (4) numaralı fıkrasında öngörülen beş yıllık ceza zamanaşımı süresine tabi olduğu ifade edilmiştir. Her ne kadar zararın sonradan öğrenildiği ileri sürülse de 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda öngörülen her halde kazanın meydana geldiği tarihten itibaren on yıllık azami zamanaşımı süresinin dahi somut olayda aşılmış olduğu belirtilmiştir.

5. Başvurucu, anılan karara karşı 24/4/2019 tarihinde temyiz başvurusunda bulunmuştur. Dairece 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca anılan kararın miktar itibarıyla kesin olması nedeniyle 3/5/2019 tarihinde temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

6. Başvurucu anılan karara karşı 27/5/2019 tarihli dilekçesiyle temyiz talebinde bulunmuştur. Yargıtay, Dairenin anılan kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 19/1/2021 tarihinde onama kararı vermiştir.

7. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen bilgi ve belgelerden başvurucunun nihai karar olan Dairenin 7/2/2019 tarihli kesin kararını en geç temyiz talebinde bulunduğu 24/4/2019 tarihinde öğrendiği, bireysel başvurunun 8/3/2021 tarihinde yapıldığı tespit edilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

8. Başvurucu, geçirdiği kaza sonucunda malul olduğunu, tazminat davasının esası incelenmeksizin reddedilmiş olması nedeniyle temel haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

9. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

 “Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir...”

10. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) “Başvuru süresi ve mazeret” kenar başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

 “Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

11. Bireysel başvuruların, 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler ya da yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir (Yasin Yaman, B. No: 2012/1075, 12/2/2013, §§ 18, 19).

12. Bireysel başvurunun ön şartlarından biri başvuru süresi olup bu durum başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul hükmüdür. Başvurucunun nihai kararın bir örneğini alma hakkının bulunduğu hâllerde otuz günlük süre, karar örneğinin tebliği tarihinden itibaren başlar. İç hukukta kararın tebliğ edilmesi öngörülmüyorsa tarafların kararın içeriğini kesin olarak öğrenebilecekleri tarihi, otuz günlük başvuru süresinin başlangıcı olarak almak gerekir (Özgür Çapkın, B. No: 2014/2546, 30/12/2014, § 21).

13. Etkili olmadığı açıkça belli olan yolların tüketilmesinden sonra bireysel başvuru yapılması hâlinde süre aşımı söz konusu olabilir (Ümit Durak Özdemir, B. No: 2019/30047, 25/1/2024, § 12; Murat Durmuş, B. No: 2015/13800, 9/6/2020, § 22). Anayasa Mahkemesinin Umut Öztürk ([GK], B. No: 2017/37079, 29/9/2021) kararında, ilk derece/istinaf mahkemesinin kesin kararlarına karşı -kararın kesin olduğu belirtilsin veya belirtilmesin- kanun yoluna başvurulmasının kural olarak bireysel başvuru süresini etkilemeyeceği, bununla birlikte karara karşı üst kanun yollarına başvurmada tartışmalı durumların söz konusu olduğu hâllerde yani başvurucunun üst kanun yoluna başvurmasının kabul edilebilir nedenlerinin bulunması durumunda başvuru süresinin kanun yolu merciinin kararının öğrenilmesinden itibaren başlayacağı vurgulanmıştır.

14. Somut olayda başvurucu miktar itibarıyla kesin karara karşı temyiz başvurusunda bulunmuştur. UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerden başvurucunun Dairenin nihai kararını en geç temyiz başvurusunda bulunduğu 24/4/2019 tarihinde öğrendiği, bireysel başvurunun otuz günlük başvuru süresi geçtikten sonra 8/3/2021 tarihinde yapıldığı görülmüştür.

15. Açıklanan gerekçelerle başvurunun süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 14/2/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.